Hepimiz nar taneleri gibi birbirinden ayrıyız: Hem çok benzeriz,
hem de çok farklıyız. Ama açılmamış bir bütün nar gibiyiz aynı zamanda.
Bizi bir arada tutan
kabuk; birbirimize duyduğumuz inançtır.
Peki ya o kabuk çatlarsa... Ya birbirimize duyduğumuz
güven dahil inandığımız her şeyden kuşkuya düşersek... Ya adalet duygumuz kaybolursa... Ya, her
insan kendi adaletini aramaya başlarsa...
Çatlayan bir nar gibi taneler her yere yayılmaz
mı?
Nar; bir kadının kendi adaletini aramasıyla başlayan bir öykü...
Nar; apayrı
şeylere inanan dört kişiyi bir evin içinde, yarım gün gibi kısa bir sürede adalet konusunda,
kendilerine yarattıkları inanç dünyaları konusunda ciddi bir sorguya tabi tutuyor.