Twitter'da eşitlendik
Türkiye'de gerçekleştirilen ilk kapsamlı Twitter partisi
dün gece İstanbul Ortaköy'deki Reina adlı mekanda gerçekleştirildi. Davete yaklaşık 150
kişi katıldı. Sadece Twitterçilerin katılacağı bir parti yapma fikri ben daha
New York'tayken ortaya çıktı. Twitter'da kendi takipçilerimle twitleşirken kendi aramızda
küçük bir parti yapalım dedik. Sevgili Biricik Suden daha büyük düşünmem gerektiğini salık
verdi, hatta duruma el attı ve bize çok güzel bir mekan olan Fransız bahçesini bile
ayarladı. Parti projesi iyice somutluk kazanınca gelmek isteyenlerin sayısı da arttı, bunun
üzerine Fransız bahçesinin bize dar geleceği korkusuna kapıldık. Sonuçta Malatyalı işadamı
Numan Ceyhan, Reine'yı önerdi, hayır diyemedik tabii.
Biricik
Suden, Cemil Barlas, Ahu Şentürk ve benim kendi misafir listemiz vardı. Listedekiler twitter'da
sürekli twitleştiğimiz twitter arkadaşlarımızdan oluşuyordu. Kendi adıma konuşayım, benim listem her
sosyal konumdan ve ideolojik görüşten insanları içeriyordu. Öğrenci, memur, işçi, işadamı, mühendis,
ülkücü, Kemalist, sosyalist, dindar müslüman, musevi, hristiyan ve geyler...
Bu
çeşitliği sağlama konusundaki amacım şuydu: bir arada eğlenmek için kimse bir diğerine benzemek
zorunda değil, bunun için sadece çok temel iki insani standardı, yani saygı ve hoşgörüyü esas
almak yeterliydi. Nitekim istediğim oldu ve bu farklı kesimden insanlar kaynaştı, sohbet
etti, eğlendi. Zaten eğer birlikte eğlenebiliryorsanız, birlikte bir ömür boyu yaşayabilir,
ortaklaşa üretim yapabilirsiniz.
Size o gece orada neler oldu ondan bahsedeyim. Hep
süt içen ben bu prensibimi bozdum. Barmen Hasan bey bana güzel bir çilekli mojito
yaptı, tadı da nefisti. Sonra bana Türkiye'ye uyum sağlamam konusunda yardımcı olan uyum Koçum Sevgi
Karaca geldi. Birlikte ön hazırlıkları yaptık. Ardındana Biricik hanım ve Cemil Barlas
beraberlerinde misafirleriyle geldiler. Biricik metal aksesuarlı elbisesiyle çok şıktı ama ben de
çok şıktım. Modacı Hatice Gökçe o gece giymem için kendi dizaynı olan uzun hoş bir ceket
ve siyah bir gömlek önerdi. Dolayısıyla o gece muhafazakar giyim stilimi değiştirmiş oldum ama belli
etmek istemese de Numan bey beni karşında bu kıyafetle görünce sanki küçük bir şok yaşadı. Ne
yapalım hiç değilse arada bir kalıpları yıkalım.
Numan Bey parti alanının girişindeki
tabureli masada oturmuş, kırmızı şarabını yudumluyordu. Siyaset konuşmayı çok seviyor, onu yönetmen
Hüseyin Karabey'le tanıştırdım. Birbirlerinden çoook farklı insanlar ama güzel güzel
sohbet ettiler. Numan beyin ses tonu çok gür, iyi de konuşuyor, televizyon kanalarından biri
O'na bir tartışma programı yaptırsa eminim çok izlenir. Bu arada 52 yaşında ama bakımlı, bir gram
yağ yok, uzun da boylu... Bazı davetliler bana yanaşıp laf arasında Numan beyin bekar olup olmadığını öğrenmeye bile çalıştılar.
Hızlı twitçilerden olan Ali Atif
Bir davete eşiyle birlikte geldi. Karşılaşır karşılaşmaz bana ilk söylediği söz ise şuydu,
"Hıdır vallahi senin gerçekten varolan biri olup olmadığını öğrenmek için geldim, sahiden Hıdır
Geviş diye biri varmış, şimdi ikna oldum". Azıcık zoruma gitti, demek ki hiç sahici
durmuyorum.
Ali Atıf hocamız, sakal uzatmış, davetlilerden çokça iltifat aldı.
Devlet Dersinden çakıyoruz Abiler adlı yeni kitabı nedeniyle pek bir heyecanlı olan Sabah
gazetesi yazı işleri müdürlerinden Metin Sever de bizimleydi, o davete yalnız gelmişti, iyi
oldu, eski günleri konuştuk, 20 yıllık arkadaşım... Kanal 24'te Tıkırtı Gazetesi"ni sunan
Özay Şendir ve ekibi de bizimleydi. Özay bana Amerikalılar'ı anımsatıyor, anlaşması çok
kolay, kompleksiz biri. Habertürk'te yeni bir programın moderatörlüğünü yapacak olan
Ceyda Karan da o gece bizimle olan gazetecilerden biriydi...
Taraf'tan da
isimler vardı, Cemil Ertem, Mehmet Baransu, ekonomi sefi Eylem Düzyol (Kendisi
Dersimlidir), grafiker Naide Duymaz ( O da Dersimli)... Baransu haliyle çok popülerdi...
Biricik hanım misafirlerlerle tek tek ilgilendi. Batman'da kadınlar
ölüyor kitabının yazarı Müjgan Halis'e özel bir ilgi gösterdi. Kadın sorunlariyla ilgili
sohbet ettiler. Davete pek çok yönetici de vardı, Sabancı grubundan Zeki Bilsel eşiyle
geldi. Sponsorumuz olan Virgin Megastore'un genel müdürü Bülent Kuyucu ise davetin
bir başka ilgi gören yakışıklısıydı. Davete renk katan Genc Siviller'den Mücteba Kılıç diğer
avukatlarla birlikte hemen oracıkta küçük bir grup oluşturdu, eylem yapacaklar diye
korktum.
Arkadaşımız Mehmet Sinlenmez sayesinde, Atlas Jet'den sağlanan
gidişli dönüşlü 5 uçak biletinin çekilişlerini de yaptık. İlk talihli ise Yıldıray Oğur'du
ancak o akşam bizimle olmadığı için şansını kaybetti.
Bu daveti organize ederken
Türkiyeliler'i Amerikalılar'dan ayıran iki temel farkı farkettim. Türkiyeliler bir hafta
sonrası için plan yapmayı ve söz vermeyi sevmiyor olmalılar ki davetimin ardından bana çok azı
"gelemeyeceğim", "geliyorum" ya da "belki gelebilirim" cevabı verdi. Ancak siyasiler bu
konuda titiz, örneğin milletvekili dostlarımız Edibe Sözen, Emin Ekmen ve Cumhurbaşkanı
danışmanlarından Kemal İlter bana hemen gelip gelemeyecekleri konusunda geri dönüş
yaptılar. Farkettiğim ikinci temel fark ise şu: Pek çok gazeteci arkadaşım beni o akşam arayıp
"davete şu da geliyor mu bu da geliyor mu ona göre gelirim" şeklinde sorular sordular. Onlara
şunu söylemek isterim, gazetecilik bu, birbirinizi bazen çok sert eleştirebiliyorsunuz ama bu sizin
aynı mekanda medeni biçimde biraraya gelmenize engel degil. |