Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, önümüzdeki dönemde IMF ile ilişkilerin şekli ve kapsamının, Türkiye'nin önceliklerini esas alan ilkeler çerçevesinde belirleneceğini söyledi. Şimşek, "Türkiye'nin küresel krizden en az etkilenmesi için gerekli olabilecek ilave önlemler her türlü muhtemel gelişme de dikkate alınarak belirlenmiş olup, Hükümetimiz, ihtiyaç duyulduğunda bu önlemleri kararlılıkla uygulamaya koyacaktır" dedi. AKP Afyonkarahisar Milletvekili Sait Açba başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, DPT, BDDK, TÜİK, GAP idaresi ve Hazine Müsteşarlığı bütçelerinin görüşmelerine başladı. Bütçe görüşmelerine Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren ile Devlet Bakanı Mehmet Şimşek de katıldı. Devlet Bakanı Şimşek, bütçe görüşmeleri için Meclis'e gelişinde gazetecilerin IMF ile yapılması planlanan anlaşmaya ilişkin sorularını cevapsız bıraktı. Hazine Müsteşarlığı bütçesi üzerine bir sunum yapan Devlet Bakanı Şimşek, uluslararası finans piyasalarında 2007 yılı yaz aylarında başlayan sorunların 2008 yılı Eylül ayından itibaren derinleştiğine işaret etti. Bu süreçte dünya ölçeğinde bir çok önemli finansal kuruluşa devlet müdahalesinin gerekli hale geldiğini kaydeden Şimşek, bu kuruluşların bazılarının ise iflas ettiğini kaydetti. Uluslararası mali piyasalarda yaşanan sıkıntının tüm dünyada reel sektöre de yansımaya başladığını kaydeden Şimşek, "Küresel ekonomi 2007 yılı sonundan itibaren yavaşlama eğilimine girmiştir. Küresel büyüme görünümündeki bozulma ABD başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerde görece daha yüksektir. Mevcut veriler küresel büyümedeki yavaşlamanın önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret etmektedir. Türkiye'de son altı yılda uygulanan mali disiplin, ihtiyatlı para politikaları, başta bankacılık olmak üzere bir çok alanda gerçekleştirilen yapısal reformlar ülkemizin dışsal şoklara karşı direncini göreli olarak artırmıştır. Bununla birlikte yaşanan küresel krizin derinliği ve Türkiye'nin uluslararası sistemle bütünleşme düzeyi dikkate alındığında ülkemizin bu gelişmelerden etkilenmesi doğal karşılanmalıdır" dedi. Küresel kredi ve talep daralmasının da etkisiyle Türkiye ekonomisinin büyüme hızının son dönemlerde önemli ölçüde yavaşladığını belirten Şimşek, milli gelir artış hızının 2009 yılında da uzun dönem ortalamasının altında kalmasının beklendiğini söyledi. Uluslararası piyasalarda yaşanan olumsuzluklara rağmen, 2008 yılında mali disiplinin korunduğunu, bütçe açığı ve borç yükü gibi temel göstergelerdeki iyileşmelerin devam ettiğini belirten Şimşek, uygulanan stratejilerin sonucu olarak borç stokunun kur ve faiz riskine hassasiyetinin önemli ölçüde azaltıldığını belirtti. Eylül sonu itibarıyla 2008 yılında Hazine alacaklarından yapılan nakit tahsilat tutarının 2.7 milyar YTL'ye ulaştığını kaydeden Şimşek, bu tutarın 1.7 milyar YTL'sinin TMSF'den olan alacaklar karşılığında yapılan tahsilattan oluştuğunu ifade etti. IMF ile yürütülen 19. stand-by düzenlemesinin Mayıs ayında tamamlandığını hatırlatan Şimşek, Ağustos ayında ise 1999-2008 yılları arasında yürütülmüş olan stand-by düzenlemelerinin bir değerlendirmesinin yapıldığını kaydetti. Şimşek şöyle konuştu: "Söz konusu değerlendirmenin tamamlanmasının ardından ülkemiz IMF ile Program Sonrası İzleme sürecine girmiştir. Program Sonrası İzleme kapsamındaki ilk değerlendirme Ekim ayı içinde yapılmıştır. Önümüzdeki dönemde Uluslararası Para Fonu ile ilişkilerimizin şekli ve kapsamı ülkemiz önceliklerini esas alan ilkeler çerçevesinde belirlenecektir. Ülkemizin son yıllarda göstermiş olduğu güçlü ekonomik performansın bir sonucu olarak, IMF nezdindeki oy gücümüz 2006 yılında artırılmıştı. Fon bünyesindeki reform çalışmalarının ikinci ayağı bu sene içerisinde nihayete erdirilmiş olup, ülkemizin oy gücünün bir kez daha artırılması yönünde karar alınmıştır. Kararın 2009 yılının ilk yarısında yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Ülkemiz, IMF bünyesinde yürütülmekte olan reform çalışmalarına aktif olarak katılmakta ve yaşanmakta olan küresel finansal kriz sonrası oluşacak yeni uluslararası mimaride IMF ve diğer uluslararası kurumların oynayacağı yeni rolün belirlenmesi sürecine katkı sağlamaktadır." Dünya Bankası'ndan kredi desteği Söz konusu finansman paketinin yüzde 50'sini program kredileri, yüzde 50'sini proje kredilerinin oluşturduğunu belirten Şimşek, program kapsamında, reel sektörün, ihracatın ve KOBİ'lerin finansmanının ağırlıklı olarak yer aldığını açıkladı. Dünya Bankası ile yapılan program kapsamında 2008 yılında, 3 adedi proje ve 1 adedi program kredisi olmak üzere toplam 1.5 milyar dolar tutarında 4 kredi anlaşması imzalandığını ifade eden Şimşek, "400 milyon dolar tutarındaki program kredisinin tamamı kullanılmıştır. Hazine garantisi altında sağlanan yaklaşık 600 milyon dolar tutarındaki Dördüncü İhracat Finansmanı Aracılık Kredisiyle, ihracatçı firmalara işletme, yatırım ve finansal kiralama ihtiyaçları için destek sağlanmaktadır. Diğer taraftan, toplamda 1.3 milyar dolar tutarında olması planlanan İkinci Rekabet ve İstihdam Amaçlı Kalkınma Politikası Kredisi ile Elektrik Sektörü Kalkınma Politikası Kredisi'nin alınmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Ayrıca, yine bu yıl KOBİ'lerin finansman ihtiyacına
yönelik olarak Halk Bankası'na garanti sağlanmak suretiyle yaklaşık 200 milyon dolar tutarında
Ek Kredi desteği 2009 yılı içinde TEİAŞ İletim Şebekesi, İstanbul Belediyesi Altyapı, Belediye Hizmetleri, Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Enerji Projeleri ile Sağlıkta Dönüşüme Destek ve Sosyal Güvenlik Reformu Projesi için yaklaşık 1,5 milyar dolar tutarında proje kredisi sağlanmasının planlandığını kaydeden Şimşek, diğer taraftan, 2009 yılı içerisinde toplam 1.3 milyar dolar tutarında program kredisi kullanılmasının öngörüldüğünü söyledi. Şimşek, küresel kriz ortamında Türkiye'ye sağlanan finansman imkanlarının artmasının, Türk ekonomisine duyulan güvenin önemli bir göstergesi olduğunu kaydetti. Dünya ekonomisinin kritik bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Şimşek, küresel mali krizin tüm ülkeleri olduğu gibi Türkiye'yi de etkilediğini söyledi. Ülkelerin küresel krizin etkilerini en aza indirmek için bir yandan ortak tedbirler alırken, diğer yandan ekonomik yapılarını da gözönünde bulundurarak kendilerine özgü önlemleri uygulamaya koyduklarını kaydeden Şimşek, ekonomi yönetimi olarak küresel krizin Türkiye'ye olası etkilerini yakından takip ettiklerini ve bu etkileri asgari seviyede tutacak önlemleri aldıklarını vurguladı. Şimşek, "Türkiye'nin küresel krizden en az etkilenmesi için gerekli olabilecek ilave önlemler her türlü muhtemel gelişme de dikkate alınarak belirlenmiş olup, Hükümetimiz, ihtiyaç duyulduğunda bu önlemleri kararlılıkla uygulamaya koyacaktır" dedi. 11/20/2008 14:58:54 |
||||
Diğer Haberler
|
||||

|



